Nagehan Alçı'dan Abdurrahman Dilipak'a olay çıkış!

Nagehan Alçı'dan Abdurrahman Dilipak'a olay çıkış!

Habertürk'ün AKP'ye yakınlığı ile bilinen yazarı Nagehan Alçı, yine AKP'ye yakın Abdurrahman Dilipak için "Dilipak kafayı Erdoğan Ailesi’nin kimi mensuplarına takmış durumda gözüküyor. Buna dair başka örnekler de var" yorumunda bulundu.

Habertürk yazarı Nagehan Alçı, Abdurrahman Dilipak için "“Dilipak kafayı Erdoğan Ailesi’nin kimi mensuplarına takmış durumda gözüküyor. Buna dair başka örnekler de var" yorumunda bulundu.

AKP'ye yakınlığıyla bilinen Yeni Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak, geçen günkü yazısında İstanbul Sözleşmesi’ni savunan kadınlara "fahişe" demişti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın da bulunduğu KADEM'i suçlayan Dilipak yazısının devamında, "Bu felaketin sorumluları arasında en önemli isim olarak karşımıza hep Fatma Şahin çıkıyor. Şahin hâlâ bu yönde genelgeler yayınlıyor. Toplumdaki öfke konusunda sanırım bilgi sahibi değil. KADEM bir, Fatma Şahin iki. KADEM aile ile yakın ilişkisi sebebi ile daha öncelikli olarak akla geliyor” demişti.

Abdurrahman Dilipak'ın AKP’li kadınlara yönelik ağır ifadeleri üzerine AKP’den ceza talep edilmişti.

DİLİPAK'I ELEŞTİRDİ

AKP’ye yakınlığıyla bilinen Nagehan Alçı, “KADEM’in destansı direnişi ve Dilipak olayı” başlıklı yazısında, İstanbul Sözleşmesi’ni savunurken, Abdurrahman Dilipak için dikkat çeken sözler kullandı.

Alçı yazısında, “Dilipak kafayı Erdoğan Ailesi’nin kimi mensuplarına takmış durumda gözüküyor. Buna dair başka örnekler de var” diye belirtti.

Nagehan Alçı’nın yazısının ilgili bölümü şöyle:

İstanbul Sözleşmesi olayı normal bir tartışma gibi başlayarak kesinlikle buraya doğru evrildi. Bu sözleşme tartışmaları bu cerahatin akmasına vesile oldu.

Dilipak’ın dava edilen o çirkin yazısında ‘AKP’nin papatyaları’ lafıyla Özal ailesiyle Erdoğan ailesi arasında paralellik kurmak isteyen komplocu bir zihin yapısı olduğu açık.

Üstelik Dilipak bu imaları daha önce de defalarca yaptı.

O YAYINDA ONLARIN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAVUNAN BENDİM

Geçen hafta pazartesi günü Habertürk yayınında İYİ Parti milletvekili Ümit Dikbayır bu ülkede Dilipak ya da genel olarak Akit camiası gibi hilafet ve şeriat isteyenlerin tutuklanması gerektiğini söyledi.

Yeni Şafak grubunun dergisi Gerçek Hayat’ın kapatılmasını ve o hilafet manşetinden sorumlu olanların cezaevine girmesini savundu.

O yayında “50 senedir hilafet ve şeriatı savunan Dilipak mı tutuklanacak? Nerede kaldı ifade özgürlüğü? Siz İYİ Parti olarak daha da otoriter ve totaliter bir Türkiye mi istiyorsunuz” diyerek ısrarla Dilipak ve o minvalde düşünenlerin ifade hürriyetlerini müdafaa eden bendim.

Fakat 50 senedir Türk medyasının mensubu olan Dilipak’ın son dönemdeki bu takıntılı tavrını anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Sadece İstanbul Sözleşmesi değil başka örnekler de var.

DİLİPAK VE TELEVİZYON TARİHİ

Halbuki Dilipak 1979 gibi bir tarihte bile Uğur Mumcu Nazlı Ilıcak ve Cüneyt Arcayürek ile beraber TRT’de açık oturuma katılmış ve öteden beri görsel medyada İslamcılığın yüzü olmuş bir yazar.

Bu programın videosu Youtube’da yok ama 1989’da yine Dilipak ve Mumcu ile Mehmet Barlas ve Güneri Civaoğlu’nun kıyasıya tartıştığı ‘Basın ve Demokrasi’ konulu panelin videosu Youtube’da var. Bana da geçenlerde arşiv işlerinin uzmanı eşim Rasim izletti ve çok büyük keyif aldım.

stanbul Sözleşmesi olayı normal bir tartışma gibi başlayarak kesinlikle buraya doğru evrildi. Bu sözleşme tartışmaları bu cerahatin akmasına vesile oldu.

Dilipak’ın dava edilen o çirkin yazısında ‘AKP’nin papatyaları’ lafıyla Özal ailesiyle Erdoğan ailesi arasında paralellik kurmak isteyen komplocu bir zihin yapısı olduğu açık.

Üstelik Dilipak bu imaları daha önce de defalarca yaptı.

O YAYINDA ONLARIN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAVUNAN BENDİM

Geçen hafta pazartesi günü Habertürk yayınında İYİ Parti milletvekili Ümit Dikbayır bu ülkede Dilipak ya da genel olarak Akit camiası gibi hilafet ve şeriat isteyenlerin tutuklanması gerektiğini söyledi.

Yeni Şafak grubunun dergisi Gerçek Hayat’ın kapatılmasını ve o hilafet manşetinden sorumlu olanların cezaevine girmesini savundu.

O yayında “50 senedir hilafet ve şeriatı savunan Dilipak mı tutuklanacak? Nerede kaldı ifade özgürlüğü? Siz İYİ Parti olarak daha da otoriter ve totaliter bir Türkiye mi istiyorsunuz” diyerek ısrarla Dilipak ve o minvalde düşünenlerin ifade hürriyetlerini müdafaa eden bendim.

Fakat 50 senedir Türk medyasının mensubu olan Dilipak’ın son dönemdeki bu takıntılı tavrını anlamakta gerçekten zorlanıyorum. Sadece İstanbul Sözleşmesi değil başka örnekler de var.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.